O Tebessümlü, O Kudüs, O mücahit, O insan!
Aradaki buzları kıran değil miydi o küçük bir tebessüm.
O kalpleri ısıtan mucizevi anahtar.
Dünyanın dikkatini çeken, Rabbini sevdiren.
Küçük bir gülümsemenin, bir gülüşün büyük etkisi.
“Nerden geliyor bu güç?” diye herkes merakta.
Tebessüm, mazlumun gücü, zalimin yok edemediği.
Başında silahı ile bekleyen zalim, silahsız olan mazlum ise gülüşü ile meydan okumakta,
O ise tam teçhizatlı iken korkmakta.
Kim cesur?
Kim korkak?
Kim güçlü?
Kim güçsüz?
Dünyadaki Müslümanlar ağlarken, Filistin halkı gülümsemekte.
Zulme karşı dini, dili, ırkı farklı insan zalime karşı ayakta.
Filistin de bombaların altında, tutsak alınmış genç gülümsemekte.
“Zulme devam etseniz de umudumuzu elimizden alamayacaksınız.” demekte.
O güldükçe Müslüman ağlamakta, o güldükçe insan kahırda.
Üzüntüsünü gizleyen yürek, zalimi sevindirmezken o tebessümün arkasındaki acı.
İç yakar, diller susar, yürek yanar, Müslüman ağlar.
Gülümseme, zalime duvar, Rabbine şükür olur, dünyaya ibret.
Zalime karşı eli kolu bağlı ama zulme boyun eğmeyerek direnmekte.
Ölürsek şehit, ölmezsek şanlı mücahit.
İkisinde de kazanan belli, şimdi o ebedi gülmekte.
O sınavından emin, O umut dolu,
O imanı kâmil, O uykudaki Müslümanı uyandıran,
O şahadet şerbetine talip, O şehit,
O Filistin, O Gazze, O Kudüs..
















