
İşte bir karne günü daha geldi...
Çocuklar ellerinde notları, gözlerinde umutları, bazen de utançlarıyla döndüler evlerine. Kiminin yüzünü güldürdü karnesi, kiminin başı yerde.
Hayat gibi… Sınav gibi…
Öyle ya hayatın kendisi koca bir sınav… Sınanan herkesin kendince bir performans koyduğu ortaya… Kimi yüzler var sınanırken acıyla tebessüm eden, sınav bitince ise gülecek olan… Gazze gibi… Masum, üzgün, yorgun ama bir o kadar umutlu…
Gazze büyük bir sınav… Ve tüm insanlık Gazze sınıfında sınanan… Bu defa sorular kağıtta yazmıyor. Vicdana soruluyor…
Gazze’de çocuklar top oynayamaz, top mermilerinden kaçarken... Kırtasiyeler yok olmuş, her ev bir şehadet defteri tutarken... Zili çalacak bir okul kalmamış, çocuklar ambulans sirenleri ezberlerken... Her gün yeni bir arkadaşını şehit verirken, oyunlarında şehit olmak için yarışırlarken…Sessizce sınandı dünya…
Nasıl bir sınav ki bu kaybediyor gibi görünenler asıl kazananlar… Zarardan, acıdan, vicdanından pay almayanlar da kaybeden tarafta… Tam bir ters köşe…
Nasıl cevaplanacak peki bu sorular? Nasıl geçilecek bu büyük sınavdan…
Gördüğün halde nasıl sustun? denilecek…
Unutmanın süresi ne kadardı peki?
Başkasının çocuğuna kendi çocuğun gibi bakabildin mi? Hani siz kardeştiniz? İnsan kardeşine böyle yapar mı?
İşte bu soruların karşılığı, bizim karnemizde yazıyor olacak. O görünmeyen karnede…

Kim ne kadar insan kalabildi? Kim çocuğunun ders notlarına bakarken, bir başkasının çocuğunun ölümünü görmezden geldi?
Kim bir kırık not için yeri göğü inletti de bir çocuğun toprağa verilmesine sessiz kaldı?
Gün geldi karneler dağıtıldı… Senin payına düşen neydi?
Dilediğin performansı sergileyebildin mi?
Sonucu seni tatmin etti mi?
Kimi çocuğunun notlarına bakarken, bir başkasının çocuğu son nefesini verdi.
Ve böylece tüm insanlık ağır bir sınavdan geçti…




