BİLMEK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BİLMEK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Haziran 2025 Salı

GAZZE VE KARNE

Gazze ve Karne

İşte bir karne günü daha geldi...

Çocuklar ellerinde notları, gözlerinde umutları, bazen de utançlarıyla döndüler evlerine. Kiminin yüzünü güldürdü karnesi, kiminin başı yerde.

Hayat gibiSınav gibi

Öyle ya hayatın kendisi koca bir sınavSınanan herkesin kendince bir performans koyduğu ortayaKimi yüzler var sınanırken acıyla tebessüm eden, sınav bitince ise gülecek olanGazze gibiMasum, üzgün, yorgun ama bir o kadar umutlu

Gazze büyük bir sınavVe tüm insanlık Gazze sınıfında sınanan Bu defa sorular kağıtta yazmıyor. Vicdana soruluyor

Gazzede çocuklar top oynayamaz, top mermilerinden kaçarken... Kırtasiyeler yok olmuş, her ev bir şehadet defteri tutarken... Zili çalacak bir okul kalmamış, çocuklar ambulans sirenleri ezberlerken... Her gün yeni bir arkadaşını şehit verirken, oyunlarında şehit olmak için yarışırlarkenSessizce sınandı dünya

Nasıl bir sınav ki bu kaybediyor gibi görünenler asıl kazananlarZarardan, acıdan, vicdanından pay almayanlar da kaybeden taraftaTam bir ters köşe

Nasıl cevaplanacak peki bu sorular? Nasıl geçilecek bu büyük sınavdan

Gördüğün halde nasıl sustun? denilecek

Unutmanın süresi ne kadardı peki?

Başkasının çocuğuna kendi çocuğun gibi bakabildin mi? Hani siz kardeştiniz? İnsan kardeşine böyle yapar mı?

İşte bu soruların karşılığı, bizim karnemizde yazıyor olacak. O görünmeyen karnede

Gazze ve Karne


Kim ne kadar insan kalabildi?  Kim çocuğunun ders notlarına bakarken, bir başkasının çocuğunun ölümünü görmezden geldi?

Kim bir kırık not için yeri göğü inletti de bir çocuğun toprağa verilmesine sessiz kaldı?

Gün geldi karneler dağıtıldı… Senin payına düşen neydi? 

Dilediğin performansı sergileyebildin mi?

Sonucu seni tatmin etti mi?

Kimi çocuğunun notlarına bakarken, bir başkasının çocuğu son nefesini verdi. 

Ve böylece tüm insanlık ağır bir sınavdan geçti

 


Okumaya Devam Et

24 Aralık 2024 Salı

YOLCULUK

Bu hayatın bir yolculuk olduğunu düşünse insan... 

Varacağı yere ilerliyor adım adım… 

Hiçbir şey yapmadan olduğu yerde dursa bile, sona yaklaştığı bir yolculuk…

İnsan bir yolda neye ihtiyaç duyar?

İki günlüğüne ufak bir tatil planında bile ne yapar? Nereye gideceğiz, nerede konaklayacağız gibi sorulara cevaplar ayarlar. Orada ne yer ne içer , nerelerde gezer dolaşır, bunun için ne kadar bütçeye ihtiyaç var, planlar. Eşyalarını hazırlar, yolu öğrenir. Yolda mola vereceği yerlere, ihtiyaç duyacağı şeylere kadar düşünür. İki günlük yolculuk için bile farklı farklı detaylara dikkat eder.  "Adresi iyice öğrenelim, vaktinde gidelim, kaybolmayalım, yorulmayalım…" diye devam eder...

Peki insan, en önemli yolculuğu için neler yapıyor? 

Öncelikle nereye gittiğini biliyor mu? 

Bu yolun sonu nereye gider?

Bu yolculuk neden var? 

Yolun sonunda bulmak istediği yere varabilmek için ne yapmalı? 

Varacağı yere gitmek için hangi yolları takip etmeli, adres ne?

Yolculukta neler bekliyor? 

Gideceği tatil için hava şartlarına bakmak, hazırlıkları ayarlamak  çok kolay, öğrenmek çok kolay. Hayat yolculuğu için de bütün bunları öğrenmenin bir yöntemi olacağı insanın aklına gelir mi?  Mümkün müdür böyle bir şey?  

Varmak için çabaladığım hangi yollar kapalı?

Hangi yol harcadığım zamanı boşa çıkarır? 

O yola hiç girmeden geri dön tabelası olsa… O yol tümsekli, şu yol çıkmaz sokak, bu yolculukta sana en uygun bu yol diye gösteren bir harita var mı?

Yol varsa varılacak bir adres vardır,  tarif vardır, bu işin bir yöntemi bir haritası vardır…

Bu yollarda daha önce yürüyen birileri, sapan birileri, adrese varan birileri vardır...

İnsanın bu  yolculuğu konforlu kılması,  yolu kolaylaştırması,  varacağı adres için tarif alması mümkün…

Deneyimler insana yolu gösterir, ışık tutar. Böylelikle karanlıkta el yordamıyla yolunu aramasına gerek kalmaz.

Zaten öylesi insan için çok zor değil mi? 

Kaybolma ihtimali çok, vazgeçme ihtimali çok, yıpranma, uğraşma, yorulma...  Oysa çok daha konforlu yöntemler var. O ışıklardan faydalanma, yolu gösteren haritalara sahip olma gibi… İnsanın esasında temel ihtiyacı su gibi hava gibi toprak gibi…

Sadece ne kadar farkındayız bir yolda olduğumuzun ve hızla ilerlediğimizin? 

Ne kadar düşündük şu anda ilerlediğim yer varmak istediğim adres mi? 

Peki varmak istediğim adrese giden yol neresi?

Deneyimsel Tasarım Öğretisi;  insanların hayatından, doğadan, hayvanlardan, tüm canlılardan aldığı deneyimleri yine insanların hayatlarına ışık tutabilmek için insanlara sunar. Yaşanmışlıkları deneyime dönüştürmeyi, hayatı doğru anlamlandırmayı ve başka hayatlardan da öğrenmeyi öğretir. Böylelikle bu hayat yolculuğunda bir harita edinmiş olur insan. Zamanı, enerjiyi, motivasyonunu, maddi manevi tüm kaynaklarını boşa harcamadan gitmek istediği yolda, varmak istediği adrese ilerletir.

İnsanın bu hayatta en önemli yatırımı kendine olmalıdır. Nereye giderse gitsin, etrafında kimler olursa olsun, hangi konumda olursa olsun, yine insan kendiyle aslında. O yüzden insanın en ihtiyaç duyduğu şey iyi bir kendisi… İnsanın kendisinin daha iyi bir versiyonu olabilmesi için ise öğrenmesi en kıymetli olan…

Peki sen, bir kere çıktığın bu yolculuğu nasıl geçirmek istersin? 

 



Okumaya Devam Et

4 Mayıs 2024 Cumartesi

KENDİMİ BİLDİM BİLELİ

Kendimi Bildim Bileli


Yarı yıl tatili sonrası ilk pazartesi, bir kış sabahıydı. Öğretmen hanım da öğrenciler gibi okula yetişmeye çalışıyordu. Kendini bildi bileli zaman problemi vardı. Ya çok erken gelir ya geç kalırdı. 

Okula vardığında dersin başlamasına üç dakika ya var ya yoktu. Topuklu ayakkabıyla koşmak da zordu ama kendini bildi bileli görünümüne önem verirdi. Sınıfa girdiğinde öğrenciler de yerini almıştı. Biraz tatil sohbetinin ardından derse geçti. Matematik, herkesin zorlandığı ama onun hep en sevdiği ders olmuştu, şimdi de öğretmeniliğini yapıyordu. Özellikle geometri en sevdiği kısımdı. Şekiller üzerinde bulmaca gibi gelirdi ona. Öğrencilerine anlatırken de öyle anlatıyordu. Öğrencileri de onun kadar keyif alsın istiyordu. 

“Ben keyif almazsam onlar da keyif almaz, ee keyif almadan öğrenilir mi?” 

Kendini kaptırmış dersini anlatırken arkadan gelen bir sesle durdu; 

Öğretmeniim biraz yavaşlar mısınız yetişemiyoruum.”


Öğretmen hanım bunu sık sık duyardı. Kendini bildi bileli engelleyemediği bir özelliğiydi. Hızlı yürür, hızlı konuşur, hızlı düşünürdü. Bu en çok ders anlatırken problem oluyordu. Ona yetişemeyen öğrencilerin sayısı az değildi. Yavaşlamaya çalışıyordu ama bazen de içinden keşke onlar da biraz hızlansa diye geçirirdi. 

Ders, öğretmen hanımın yavaşlama çalışmaları ile öğrencilerin yetişme çabaları arasında geçti

İnsanın kendimi bildim bileli dediği özellikleri, hayatın bazı yerlerinde avantaj olurken bazı yerlerinde onu zorlar. Bazen çevresini de zorlar. Çünkü çoğunlukla onu  zorlayanlar karşısına çıkar. 


Kendimi Bildim Bileli


Herkesin bildiği bi
r kendi vardır. Ve insanların çoğu sadece kendini bildiği için karşıdakini anlamak için de kendini onun yerine koyar. Bu stratejiyle ilişki kurar. Ve çoğu zaman yanılır. 

  • “Bunda kızacak ne vardı ki sadece şaka yapmıştım!” 
  • “Alt tarafı biraz geç kaldım. Ben hiç problem etmiyorum böyle şeyleri, o niye bu kadar kızdı şimdi?
  • Ben görünce çok beğendim dedim kesin o da beğenir, ama öyle olmadı.”

Her insan kendini bilmeye meyillidir, pek azı gerçekten bilir. Davranışlarının sebebini, huyunu, karakterini, mizacını… 

Ve dolayısıyla pek az insan karşısındakini bilir. 

Kim Kimdir İnsan Tanıma Sanatları semineri de işte tam bunun içindir :)







Okumaya Devam Et