DEYEİM TRANSFERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DEYEİM TRANSFERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ağustos 2024 Cumartesi

GÜLÜMSE HAYATA

Hastaneye doğru giderken, otobüsün camından dışarı bakakalmıştı Gülizar. Bakıyordu ama görmüyordu aslında. Kafası o kadar doluydu ki, bir dolu şey geçiyordu aklından… 

Ya sonuçlar iyi çıkmazsa...

Ya uzun bir tedavi süreci başlarsa...

Onlarca ilaç, ağrılar, dökülen saçlar… 

Buna hazır mıydı? 

Hiç aklından geçmemişti, bir gün kanser hastası olabileceği! Oysa ki zaman zaman bir yakını, bir arkadaşı, televizyonda gördüğü biri… Pek çok kanser tanısı koyulan kişinin haberini almıştı, bazılarının tedavi sürecine şahit olmuştu. Ama kendisiyle ilgili böyle bir şey aklının ucundan bile geçmemişti. 

İnsan yanı başında yaşayanı görüyordu, şahitti ama neden kendisiyle ilgili böyle bir ihtimali bile düşünmüyordu? 

Neden kendisine uzak hissediyordu? 

Yakıştıramıyor muydu kendisine? 

Hep başkalarının başına geleceğini mi zannediyordu? 

Bir dolu düşünceyle camdan dışarı bakarken gözleri doldu, ne yapacağını hiç bilmiyordu. Birkaç ay önce kolunun altında küçük bir kabarıklık hissetti, pek önemsemedi. Bu gün yarın doktora giderim derken, üzerinden iki ay geçmişti. Hastaneye gittiğinde, doktor bir dolu tetkik isteyince şaşırdı, önemli olabileceğini hiç düşünmemişti. Doktor ihtimalleri sıralayınca, film şeridi gibi gözünün önüne geldi, çocukluğunda anneannesinin uzun tedavi süreci, gözünün önünde çektiği acılar…

Günlerdir dalgın dalgın dolaşıyor, ne hissettiğini, ne düşündüğünü bile bilmiyordu. Kimseye de bir şey anlatamıyordu üstelik. Ne diyecekti ki? Daha kendisi hazır değildi ki, böyle bir ihtimale. Anneannesi gözünün önünden gitmiyordu. Çok severdi onu, çok güzel ve çok asil bir kadındı. Uzun bir tedavi süreci olmuştu. Kemoterapi, ilaçlar, dökülen saçlar, çektiği acılar… Annesi ve teyzeleri elinden geleni yapıyor, rahat ettirmeye çalışıyorlardı, ama engel olunmuyordu ki bu hastalığa, vücudunu iyice sarmıştı, çaresizce bekliyorlardı. Bunca yaşanan karşısında ise anneannesi, of bile demiyordu. Evet, acı çekiyordu ama belli etmemeye çalışıyor, kimsenin üzülmesini istemiyordu.

Çok iyi hatırlıyordu, bir gün ona yaklaştı ve “Anneanne çok acı çekiyor musun? Nasıl dayanıyorsun? Nasıl bu kadar sakin olabiliyorsun?” demişti. Anneannesi ise her zaman ki sakinliği ile gülümseyerek; “Gülizar'ım, yavrum, hepsi geçecek. Bu hastalık bana RABbimden geldi, hastalıklar sağlığın zekâtıdır. ALLAH her şeyi gören bilen yavrum, her şey onun izni ile gerçekleşir. Hüküm O’nundur. O bize neyi veriyor veya neyi vermiyorsa bizim için dengede olanı odur. Bu bedeni bana veren de alacak olan da O, ben bu bedende misafirim. ALLAH’tan geldik, O’na döneceğiz. Sakinliğim RABbimdendir. Of bile demem, RABbimi incitmekten korkarım, bilirim ki O beni benden daha çok düşünür, benim için hayırlı olanı benden daha iyi bilir, sen merak etme. Ve ne olursa olsun, ALLAH'a karşı şükrün çok olsun. Bu hayatta RABbine sarıl olur mu yavrum? O hep seninle unutma sakın.” demişti.

Uzun yıllar olmuştu anneannesi vefat edeli. Onun bu cümlelerini hatırlayınca karmakarışık, karanlık olan zihni birden aydınlandı, yüreği ferahladı. “Rabbim beni affet! Senden gelene razıyım. Benim için iyi olanı bilen sensin, senden gelen kabulümdür. Sen bizi verdiklerinde de vermediklerinle de sınava tabi tutuyorsun. Ve ben bu sınavı geçenler olmayı istiyorum. dedi. Gülümsedi, gözünün önünde anneannesinin yeşil gözleri parlıyor ve ona gülümsüyordu. "Bu hayatta insan, beklentisini doğru yere yerleştirdiği ve amacına uygun bedeller ödediği sürece hayata gülümseyen gözlerle bakabilirdi ancak." diye düşündü içinden. Hastane koridorunda emin adımlarla ilerledi, kendini güçlü hissetti, gücünü RABbinden alıyordu. Artık ne olursa olsun gülümseyecekti, tıpkı anneannesi gibi…

 

 

 


Okumaya Devam Et