HAYIR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HAYIR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Nisan 2025 Perşembe

PARANIN İKİ YÜZÜ

Deneyimsel Tasarım Öğretisi

Elinde kitabı yine uyuya kalmıştı Ayça… Ne zaman aldığını bile hatırlayamadığı kitabını, bir türlü bitirememişti… Haftanın altı günü yoğun bir şekilde çalışıyor. Evine gelince zar zor yemeğini yiyip sonra bir koltukta uyuya kalıyordu. Günler böyle gelip geçiyordu. Bu kadar çalışmaya karşılık elbette ki Ayça'nın bir hedefi vardı. Yaşlanmadan önce o istediği arabayı, sonra da evini alıp rahat bir hayat yaşamak istiyordu. 

Çevresinde neredeyse bütün arkadaşlarının arabası vardı. Onlar rahatça seyahatlere giderken, imkanlarını kullanırken, Ayça otobüslerde, minibüslerde saatlerini harcardı. Ev almaktan önce araba almanın daha ulaşılabilir olduğunu düşünürdü. O parayı biriktirip kendine temiz parayla alabileceği araba için çoğu zaman mesaiye de kalıyordu. Sahip olmak istediği şey için etrafındakilerin yap dediği şeylerin çoğunu yapıyordu aslında...  "Para biriktirmelisin Ayça. Hayat çok pahalı, yemeklerini evde kendin hazırlayıp sefer tasıyla yanında taşımalısın Ayça. Mesaiye kalmalısın Ayça. Ek iş olarak bir şeyler yapmalısın Ayça. Yetmeyen kısım olursa borç alırsın Ayça.” diye diye Ayça’nın yapması gereken çok şeyi liste haline getirmişti arkadaşları.

Peki, bu istediği sonuç için bir şeyler yapması yeterli miydi? 

Hedeflerine ulaşmak için aynı zamanda bir şeylerden de uzak durması daha kârlı değil miydi?

Bir paranın iki yüzü, yazı ve tura gibi. İnsanoğlu ömrü boyunca peşinde koşar. Belirlediği hedeflere ulaşmak ister. Başarı hedefe ulaşmak değil midir zaten? Başarıya ulaşmak için hamle önemlidir. Ancak hamle sadece paranın bir yüzüdür. Peki ya diğer yüzü? Gerçek başarı için sakınmak, akabinde hamle yapmak, sonra dönüp tekrar sakınmak ve sonra dönüp tekrar hamle yapmak gerekir... Kuşun tek kanatla uçamadığı gibi sakınmasız hamle o yolculukta yeterli olmaz...

İnsan vazgeçişleri oldukça hayattan keyif alır. Özgürleşir, mutlu olur… 

Peki nasıl isteklerini azaltır? Herhangi bir madde veya materyal olmadan, nasıl özgürce yaşar?

Çok istediği şeylerden sakınarak, uzak kalarak! Çünkü her eylemin başarısı zıddında sakınmaktan geçer.

İnsan bir yere yaklaşıyorsa zıddındaki diğer şeylerden de uzaklaşması gerekir. Zıddında sakınamadığın her eylem, dibinden kaynayan bir kuyuyu kova ile boşaltmaya benzer... Bir tarafta kazançlar diğer tarafta kaybedişler vardır. Bir öğrenci üniversiteye hazırlanırken ders çalışması önemlidir. Ancak cep telefonundan, arkadaş gezmelerinden, halı sahadan sakınması daha önemlidir. Diyet yaparken spor yapmak önemlidir fakat kutlamalardan, davetlerden, kilo aldıracak süreçlerden uzak durmak daha kıymetlidir. Bunu yapabilmek elbette kolay değildir. İnsan hedefe giderken egosunun istekleri de olacaktır.  Para biriktirirken istediği çanta ve ayakkabıyı almamak “hayır” diyebilmek hiçbir zaman kolay olmaz. İnsan bir şeyleri yapmada, hayata geçirmekte zorluk çekse bile, sakınmakta bir o kadar emek ister...

Deneyimsel Tasarım Öğretisi

Peki insanların çoğunun yapamadığı, sadece pek azının ulaşabildiği başarıya nasıl ulaşılır? 

Hem hamle hem sakınmada nasıl başarılı olunur? 

Başarının sürekliliği nasıl sağlanır? 

Bunun için sağlam sebeplere ihtiyaç duyar mı? 

Bu sebepleri nasıl oluşturabilir? 

Cevaplar mı? 

Cevaplar Sakınmada Ustalık Programı'nda:)




Okumaya Devam Et

13 Ağustos 2024 Salı

KİM KİMDİR?

İnsan problemsiz bir hayat yaşamak ister. Ama hayat problem fabrikası gibidir. Sabah kalktığı andan itibaren cevaplanacak sorular verir.

Bugün ne giyeceğim?

Kahvaltı yapayım mı?

Kahve mi yoksa çay mı?

Bugün ne kadarlık satış yaparım?

Sınavda başarılı olur muyum?

Toplantı çok uzar mı?

Böyle devam eder ve bu soruları yanıtlamakla geçer insanın ömrü. Öyle sorular olur ki bazen, cevapları barışa yada savaşa götürür.

İnsan cevabında evet der; yeni bir işe ve iş yerinde hiç anlaşamadığı bir çalışan ile diyalog kurmaya... Bir evliliğe evet der mesela veya evliyken boşanmaya...

Bazen cevabıyla hayır der; alışkanlıklarından vazgeçmeye, yeni düzenlere, sınırlarını aşan meselelere, bir davete veya bir insana...

Yani hayat boyunca hep seçim yapar insanoğlu; evetle, hayırla... Hatta fark etmez demek bile bir seçimdir... Tabi bir de cevapların avantajları ve dezavantajlarıyla bu hayat şekillenir. Cevaplar, içinde yeni sorular hazırlar ve beraberinde dizayn olanı getirir. Emek sarf etmekten zevk aldığımız bir iş kapısına evet derken, meslek arkadaşları da seçimimizin yanında gelir. “Her şey çok iyi de şu Mehmet olmasa…”  diye düşünülen günler meydana geliverir. Veya evlendiğimiz kişi çok iyiyken, ah annesi olmasa...

İnsan iletişim kurduğu her insanı seçemez ki. Peki, o zaman neden karşısına çıkar bu problemin önde gidenleri? “Hep beni buluyor bu insanlar” dediği, burnunun dibinde bitenler... Mıknatıs gibi çektikleri...

Pekiii...Hiç dönüp baktı mı insan kendine?

Ben nasılım diye sordu mu?

Hayattaki eksikliklerini veya marifetsiz olduğu yerleri gördü mü?

Aslında neye ihtiyacım var diye düşündü mü?

Hayatta her şeyin bir sebebi var. O insanların beni bulmasının da, aynı problemleri yaşıyor oluşumun da, zorlandığım veya tahammül edemediğim her şeyin ve her kişinin bir sebebi var. İnsanları değiştirmeye çalıştıkça, bataklığa sürüklenir gibi çıkılmaz bir hal almasının bir sebebi var... Aslında insan ancak kendini değiştirdiğinde çevresi değişir ve problemine göre marifeti gelişir.

O nedenle insan önce kendini tanımalı. Tanımalı ki, karşına çıkan işaretleri fark edebilsin. Seçimiyle gelene razı olabilsin. Hayatta problem çözmekten keyif alabilsin. O zaman devamlı çalışan bu fabrika külfet olmaktan çıkar. Mutlu ve başarılı olmaya giden yol olmaya başlar.

Bunun yolu ise ilk kendini tanımaktan geçer...

Kim kimdir gerçekten?

Zaaflarım, güçlü yanlarım neler?

Katmam gerekenler şeyler veya törpülemem gereken sivrilikler?

Çevremdeki insanları anlayamıyor, tahammül edemiyorsam bunun cevabı kendimde gizli...

Kendini tanıma bir yolculuk, hem çok keyifli hem bir çok problemi aydınlatan; azıcıkta kabul gerektiren bu yolculuğa ömür boyu çıkmamak kendimize haksızlık değil mi?






Okumaya Devam Et