
İnsanlar ne kadar farklı değil mi?
Ten rengi, coğrafyası, saç şekilleri, gözleri…
Ne kadar zengin bir çeşitlilik var…
Somutta böyle olduğu gibi soyutta da böyle,
Düşünce tarzları, hayatı algılamaları, aktarımları, gittikleri yönler, istekleri; bunlar da çeşitli…
Nasıl ki ten renkleri çeşitli olsa da bunları biz ayrıştırabiliyor bir gruba dahil edebiliyoruz,
Beyaz tenli, buğday tenli, bronz tenli, siyahi…
Nasıl ki göz renklerinin farkını anlayabiliyoruz,
Kahverengi, gri, yeşil, mavi…
Nasıl ki saçların yapısını sayabiliyoruz,
Kıvırcık, düz, dalgalı…
Soyut olan farklılıklarını ayrıştırmanın ve anlamanın da bir yolu var.
Nörolojik tarzları neler?
Hangi insan hangi kanaldan daha çok algılıyor?
Dolayısıyla nasıl aktarıyor, neden öyle aktarıyor?
Eksikleri, kendine katması gereken yönler neler?
Hangi konularda iyi, marifetli?
Hakikaten bunları da fiziksel farklılıkları gibi ayrıştırabilmenin de bir yolu var:)
İnsan bunları ayrıştırdığı zaman farklılıkları anlamlandırmış olur. Zihninde birden “Haaaa demek ondan böyleymiş...” gibi bir cümle yankılanmaya başlar, rahatlar.
Bu insanın kendisini de diğer insanları anlaması için de geçerli.
Rahatlama hissinden sonra yeni yeni sorular zihnini kurcalamaya başlar. “E o zaman nasıl olacak? Ne yapacağım bu insanla iletişim kurabilmek, ilişkimi yönetebilmek için?”
Hiç endişelenme der Deneyimsel Tasarım Öğretisi, soru varsa cevap var :) Sorular da cevaplar da bol bol…
Ama önce ilk adımı atalım değil mi?
Önce bir kalibre edelim farklılıkları…
Önce bir anlayalım sebepleri, zihnimiz rahatlasın ki ilişki denizine rahat rahat yelken açalım.
İnsan farkı fark etmezse sorunlar içinde boğulur durur…
İnsan farkı kabul etmezse iletişimini ilişkisini nasıl yönetir?

İlk aşama; karşımdaki kim ve ben kimim?
İlk ve öyle önemli ki buradan başlıyor serüven…
Bu serüven için yanımıza biraz gerçeğe olan merak, biraz harekete geçme, biraz da öğrenmeye açlık aldıysak, haydi bakalım Kim Kimdir?






