
Ayla iyi bir üniversiteden başarı ile mezun olmuştu. İş yerinde güler yüzlü ve yumuşak yapısı ile arkadaşları tarafından sevilirdi. İyilik yapmayı pek sever, arkadaşlarına pek çok konuda yardımcı olurdu. Müdürü Ayla’nın iş bitiren yapısını fark edip, ona görevi dışında da işler vermeye başlamıştı. Ayla karşı çıkmaz ve kendisine verilen işleri yapardı, ancak görevi olmadığı halde yaptığı işler zamanla görevi haline gelmeye başladı. Kendi işi dışında yapması beklenenler karşısında bunalmıştı. Arkadaşlarına sürekli yardımcı olmaktan da yorulmuştu. Zamanla işleri yetiştirememeye, geciktirmeye başladı. Müdürü ile bu yüzden sürekli sorun yaşıyordu. Bu yaşananlar karşısında işten ayrılmaya karar verdi.
Bir süre sonra yeni bir işe girdi. Ancak kısa süre sonra burada da benzer problemler yaşamaya başladı. “Yine mi ben ya! Hep mi beni bulur bu müdürler! Kimse benim yardıma ihtiyacım olup olmadığını sormuyor, yoruldum artık!” diye kendi kendine söylenip duruyordu. Yaşadıkları karşısında çok üzgündü, ne yapacağını bilemiyordu. İnsanları kırmamaya, herkesle iyi geçinmeye çalışır; elinden geldiğince fedakârlık yapardı. Çoğu zaman haklı da olsa alttan alıp uyumlu davranırdı. Fakat arkadaşları aynı özeni ona göstermiyordu. Rahatlıkla Ayla’nın yaptığı işi eleştirebiliyorlardı. Bu onu çok üzüyor olsa da elinden bir şey gelmiyor, ne yapacağını bilemiyordu. Acaba yine işi bırakıp yeni bir iş mi arasaydı? Ama daha önce iş değiştirdiğinde gördü ki yeni bir işe girmek de çözüm olmamıştı, aynı şeyleri yaşayıp duruyordu. Ayla ne yapacağını bilmez bir halde düşünürken, aynı problemleri yaşayıp durması kafasına takıldı.
"Acaba nerde yanlış yapıyorum?" diye düşündü. O, hep birilerine yardımcı olur; alttan alır, fedakârlık yapardı. Ayla geçmişte yaşadıklarını derin derin düşünüyor, gelecekle ilgili farklı sonuçlar yaşayabilmek için ne yapması gerektiğiyle ilgili sorular soruyordu kendine... Mutlu olabilmesinin ve başarılı olabilmesinin bir yolu olmalıydı. "Ve bu mutluluk sürekli olmalı! Belki de böyle yapmamalıyım, davranışlarımı değiştirmeliyim!" dedi kendi kendine… Düşünürken fark ettiği detaylardan biri başkalarının ona hak ettiği gibi davranmasını istemesiydi. Ama zaten herkes ona ödediği bedelin karşılığınca, hak ettiği gibi davranıyordu.

İş yerini değil; kendisini, davranışlarını değiştirmesi gerektiğini fark etmesi zaman aldı. Bugüne kadar aynı şeyleri yapıp aynı sonuçları aldığını fark ederek, probleminin gerçeğini görmeye başlamıştı. Şimdiye kadar hiç böyle düşünmemişti, ama bunu düşünmek ona iyi geldi. Ayla tekrar aynı cümleyi kurdu;
"Yine mi ben:)" Ama bu sefer hayatın ona sunduğu problemlerde doğru cevabı vererek ilerleyecekti.
Aslında bu hayatta insanın yaşadığı her problem, geliştirmek için gelir. İnsan, probleminin çözümü yanı başında olduğu halde onu göremediğinde, aynı şeyleri yaşar durur.
Mesele problemin gerçeğini görebilmekte…
Problemlerinin gerçeğini görebilenlerden olabilmek dileğiyle…


















